12 Nisan 2006
Türk Halk Müziği Sanatçısı Bozlakların Ustası Mustafa TATLITÜRK Okulumuzda "USTALARA SAYGI KUŞAĞI" adında düzenlenen Neşet ERTAŞ'a saygı gününde konser verdi.
Neşet
Ertaş
Mustafa
Tatlıtürk
Neşet Ertaş (Garip)
Bilemedim
Kıymatını Kadrini
Hata Benim Günah Benim Suç Benim
Eliminen İçtim Derdin Zehrini
Hata Benim Günah Benim Suç Benim
Sana Karşı Benim Bir Sözüm Yoktur
Haklısın Sevdiğim Kararın Haktır
Garibim Derdimin Dermanı Yoktur
Hata Benim Günah Benim Suç Benim
Halk müziğimize kaynaklık eden mahalli
sanatçılarımızın eserleri ve yapmış, oldukları
çalışmaların yanı sıra, biyografilerinin de
araştırılarak ortaya çıkarılması büyük önem
taşımaktadır. Şu anda hayatta olmayan mahalli sanatçılar
hakkındaki bilgileri ikinci üçüncü şahıslardan
öğrenmekteyiz. Söz konusu mahalli sanatçılar hakkındaki
edindiğimiz bilgilerde bir takım soru işretleri
oluşmakta ve açıklığa kavuşturulması gereken bazı
konular ise yeterince açıklık kazanamamaktadır.
Özellikle bu biyografik çalışmaların mahalli sanatçılar
hayatta iken kendilerinden alınan bilgiler ışığında
yapılması en sağlıklı olanıdır.
Orta Anadolu türkülerini ve bozlaklarını gerek sazı
gerekse sesi ile getirdiği yorum ve icra biçimleri
sonucunda ün yapmış, mahalli sanatçılarımızdan biriside
Neşet Ertaş'tır.
Neşet Ertaş 1943 yılında Çiçekdağı'na bağlı eski adıyla
ABDALLAR yeni adıyla GIRTILLAR köyünde doğdu. 7 kardeşi
olan Neşet Ertaş ailenin 2. çocuğudur ve kardeşlerinden
müzikle ilgilenen yoktur. 5-6 yaşlarında bağlama ve
keman çalmaya bağlayan Neşet Ertaş babası Muharrem Ertaş
ile birlikte gittikleri düğünlerde babasına kemanla
eşlik ediyordu. Geçimlerini düğünlerde aldıkları
paralardan temin eden Ertaş'lar birlikte 8 yıl Kırşehir,
Nevşehir, Niğde, Kırıkkale, Keskin, Yerköy, Kayseri,
Yozgat ve köylerini gezerek bu işi sürdürdüler. Neşet
Ertaş bu işlerle uğraşmaktan okula da hiç gidememiştir.
14 yaşında çalışmak için İstanbul'a giden Neşet Ertaş'ın
iş bulması kolay olmadı. Karın tokluğuna çalışacağı bir
işe dahi razı olan sanatçı bir gün Şençalar Plak adında
bir şirkete gider. Şirketin sahibi olan Kadri Şençalar
Neşet Ertaş'ı dinler ve çok beğenir. ''Neden Garip Garip
Ötersin Bülbül'' adlı ilk plağı 1957 yılında Şençalar
plak tarafından piyasaya çıkarılır. Neşet Ertaş bu arada
Beyoğlu'nda da bir gazinoda sahneye çıkmaktadır.
2 yıl İstanbul'da çalışan Neşet Ertaş daha sonra
Ankara'ya gelir ve sahne hayatı burada devam eder.
Ankara' da çalıştığı gazinoda Leyla isminde bir kızla
tanışır ve hemen evlenirler. İki kız bir erkek çocukları
olur. Ama bu evlilik mutlu sürmemektedir. Neşet Ertaş bu
arada askere gider. 1962'de İzmir Narlıdere'de
askerliğini yapan Neşet Ertaş askerlik dönüşünde Leyla
Ertaş ile süren 7 yıllık evliliğini bitirip ayrılır.
Plak üzerine plak yapan Neşet Ertaş konserleriyle de bir
çok şehri 6-7 defa gezdi. Beste ve plaklarıyla çok
meşhur olan Neşet Ertaş her yerde aranan bir sanatçı
olmuştu. Özellikle orta Anadolu düğünlerinin değişmez
sanatçısıydı. Neşet Ertaş düğünlerdeki içkili sofraların
sayesinde alkolün dozunu da artırmıştı. Dolayısıyla
sıhhati de bozulmaya bağladı ve 1978 yılında parmakları
felç oldu. Müzisyenlikten başka mesleğide olmadığı için
işsiz ve parasız kaldı. Çok perişan bir hale gelen Neşet
Ertaş tedavi olacak parayı dahi bulamadı. Çareyi 1979'da
Almanya'da bulunan kardeşinin yanına gitmekte bulan
Neşet Ertaş, tedavisini de orada yaptırdı. Eşinin
yanında olan 3 çocuğunu da daha sonra yanına aldıran
sanatçı mesleğine de Almanya'da tekrar başladı.
Türklerin bulunduğu yerlerde gazino ve düğün
salonlarında çalıp söylemeye başladı.
Kaset ve sahne çalışmalarına Almanya'da devam eden
sanatçı kendisi okula gidemediğinden dolayı çocuklarının
okumaları için elinden geleni yaptı. 1 Oğlu 2 Kızı olan
sanatçı ; oğlunu hem üniversitede okutmakta hem de iyi
bir müzisyen olarak yetiştirmektedir. Evli olan kızı da
eşiyle birlikte üniversitede öğrenim görmektedirler.
Neşet Ertaş'a babasının hayatı ve sanatı ile ilgili bir
soruya;
"Babam Kırşehir'den çıkmış, Keskin"e gelmiş, anamınan
evlenmiş. Çiçekdağı'nın Gırtıllar eski adıyla Abdallar
köyü denilen 20 haneli küçük bir köye gelip yerleşmiş.
Ben o Abdallar yeni adıyla Gırtıllar köyünde dünyaya
gelmişim.
Babam sazıynan sesiynen tanınmış engin gönül ,
hoşgörüsüynen sevilen bir sanatçıydı. Saz çalmasını
Yusuf Usta'dan öğrenmiş. Geçinmemizi sazıyla temin
ederdi. Anamı Keskin'den almış, kendisi Kırşehir'li
olmasına rağmen uzun yıllar Keskin'de kalmış, Hacı
Taşanı yetiştirmiş. Kırıkkale ve Yozgat'ın köylerini, İç
Anadolu'nun birçok köylerini sazı omzunda gezmiş, her
yerde türküler avazlar bırakmış. 5-6 yaşımda babam beni
yanına aldı. Gittiği yerlere beni de götürürdü. Birlikte
8 yıl Yozgat, Kayseri, Niğde, Nevşehir, Kırıkkale,
Keskin ve Yerköy'ü köyleriyle beraber gezip düğün
çalardık. Geçimimizde
verilen bahşişlerden olurdu.
En sonunda Kırşehir'e gelmiş 1980 de mi 1981 de mi
rahmete kavuşmuş oldu." şeklinde cevap vermiştir. Neşet
Ertaş'a bağlama çalmaya kaç yaşında başladığını
sorduğumuzda ise; "Ben dünyaya geldiğimde sazı göbeğime
koymuşlar'' şeklinde cevap vermiştir. Bağlama
öğrenmesinde babasının çok etkisi ve emeği olduğunu
söyleyen sanatçı, Bayram Aracı, A. Gazi Ayhan, Refik
Başaran gibi bağlama ustalarını da çok beğenerek
dinlediğini ifade etmektedir. Sanatçı; bir bağlamada
hangi özellikleri arıyorsunuz? şeklindeki sorumuza ;
"Oyma saz ve çok perdeli olsun." diye cevap vermiştir.
Bağlamalarını da oyma tekne yapan ustalara yaptırmayı
tercih eden sanatçı, bağlamalarına da 7 tel takıp, kendi
sesine göre akort yaptığını söylemektedir.
Sanatçının bağlamasından duyduğumuz bazı sesleri, başka
bağlamaları dinlediğimizde duyamamaktayız. Sanatçı bunun
nedenini bağlamasındaki perde ayarlarını kendisinin
yapmasından dolayı meydana gelen bir farklılık olduğu
ifade etmektedir.
Sanatçı bestelerini, sôz ve müziği aynı anda düşünerek
yaptığını, şimdiye kadar kaç bestesi ve kaseti olduğunu
hatırlayamadığını ve kendi eserlerini en iyi icra eden
sanatçıların da Gülşen Kutlu, Nezahat Bayram, Neriman
Altındağ Tüfekçi olduğunu söylemektedir.
Neşet Ertaş'a bir çok eserlerinde adını kullandığı ve
ona türküler yaktığı Leyla'nın kim olduğunu
sorduğumuzda;
"Eski eşim ve çocuklarımın anası Leyla Ertaş'tır. Ama
ayrıldıktan sonra türkülerimde Leyla ismini artık
kullanmıyorum."diye cevap verdi. Neşet Ertaş, kendisine
ait türkülerin son kıtalarında "GARİP'' mahlasını
kullanmaktadır. Kendisi bunun nedenini şöyle
açıklamaktadır.
"Soyadı yokken bize Garipler derlermiş. Gerçektende biz
garip, yani ezilmiş, hor görülmüş, Abdal diye
nitelendirilmiş, aşağılanmışızdır. O gariplik bende
kaldığı için garibim diyorum. Sanatçı BOZLAK'ın tanımını
da Feryattır, Ağıttır." olarak yapmıştır.
Neşet Ertaş'a ilk plağını yapmasında maddi ve manevi
yardımı olanları sorduğumuzda;
"Kadri Şençalar'dır. Kendisi benimle çok yakından
ilgilendi, bana plak okuttu. Beyoğlu saza götürerek bana
proğram aldı ve onun sayesinde sahne hayatım başladı."
diye cevap verdi. Sanatçı şimdiye kadar sazı ile hiç bir
sanatçıya eşlik etmediğini, sadece tek olarak çalıp
söylemeyi tercih ettiği söyledi.
Neşet Ertaş önceki bestelerinin çoğunda sevgiliye
duyulan aşk ve özlem konularını işlemişti. Son
kasetlerindeki (Nerde ne arıyorsun, Yolcu, Şirin
Kırşehir, Benim Yurdum) bestelerinde ise insanlara belli
mesajlar veriyor. Allah aşkı, insan hakkı ve sevgisi,
ana ve babaya duyulan özlem, ilim ve cehalet, memleket
hasreti, ölüm gibi. Sanatçı bunun nedenini şöyle
açıklıyor:
"Aşık Veysel in de dediği gibi benim sadık yarim gara
topraktır. Gözünen görülen, e!inen tutulan, yediğimiz
içtiğimiz, canımız topraktır. Bu toprağın en güzeli
insandır, insanların en güzeli de anamız ve yarimizdir.
İnsanı seven insan; Hakkı sever, bizde o Hakkın
aşığıyız. Şüphesiz ki ölmez, yitmez, yemez, içmez,
solmaz bir tek Allah' tır. Allah hepimizi eşit yaratmış.
Haksızlık, cana gıyma, düşük görme olmasın. Allah'tan
geldik Allah'a gideceğiz. Cehalete hatırlatabildimse
mutluyum."
Türkiye'de konserler vermeniz için teklifler
yapılıyordur. Bu teklifleri nasıl karşılıyorsunuz?
sorumuza sanatçı şöyle cevap verdi:
"Kabul etmiyorum. Çünki; kırk yıl o garip
vatandaşlarımın ekmeğini yedim. Tekrar konser verip
onların cebindeki ekmek paralarını alamam. Ama onlara
televizyondan bedava konser veririm."
Sanatçı tüm ailesinin Almanya'da olduğunu, çocuklarının
üniversitede okuduğunu ve kendisinin de müzisyen olarak
çalışmaya devam ettiğini, dolayısı ile Türkiye' ye kesin
dönüş yapmayı, şimdilik düşünmediğini ifade etmektedir.
Neşet Ertaş Türkiye'de halk müziğinin şu andaki yeri
hakkında şöyle düşünüyor:
"Halk müziği ölümsüzdür. Yeter ki yürekten okuyan,
yürekten çalan olsun. Şu anda çalan olsun okuyan olsun
verimlilik göremiyorum."
Halk müziğine büyük emeği geçmiş bir sanatçı olarak TRT
ve Kültür
Bakanlığı'nın size gösterdiği ilgiden memnunmusunuz?
diye sorduğumuzda:
"Hayır memnun değilim. Muzaffer Sarısözen 14 yaşımda
iken beni mektupla çağırır, misafir olarak çaldırır,
okuturdu. Daha sonra imtihanla mahalli sanatçı olarak
radyoya girdim. 23 sene her ay 2 proğram yapardım. Halk
müziği yöneticilerinden çok bencil insanlar vardı. Beni
çıkardılar, istediğim gibi çaldırıp söyletmediler. Bende
terk ettim." diye cevap verdi.
Neşet Ertaş'a, şimdiye kadar sizin ve babanızın hakkında
herhangi bir
araştırma yapıldı mı? diye sorduğumuzda;
"Benim hakkımda, yani bana sorulmadı. Ama babamın
hakkında kendisinden soranlar olmuştur." diye cevap
verdi.
Orta Anadolu türkülerini ve bozlaklarını en iyi
yorumlayan mahalli sanatçılardan biri olan Neşet
Ertaş'ın eserlerinin ve müzik çalışmalarının
bilinmesinin gerekliliği ile birlikte sanat hayatının ve
kendisinin yaptığı müzik hakkında düşünce ve
yorumlarının da bilinmesi gerekmektedir.
Neşet Ertaş gibi bir çok mahalli sanatçı hakkında bu tür
çalışmalar yapılmadığı için eserleri ve yaşantısı
hakkında yazılı bilgiler bulmakta güçlük çekilmektedir.
Dileğimiz bu tür çalışma ve yazıların artmasıdır.
Öğr. Gör. Hakan
TATYÜZ
Gaziantep Üniversitesi T.M.D.
Konservatuarı Öğretim Görevlisi
Not: Bu çalışma 06.04.1996 tarihinde yapılmıştır ve
Milli Folklor Dergisinin 31-32. sayısında 1996 yılında
yayınlanmıştır.
KAYNAKLAR
1. Neşet Ertaş'a gönderilen, soru kağıdı gönderme
yöntemi ile elde edilen bilgiler.
2. KAYMAK, Mansur - THM ve Oyunları (Cilt :1 Yıl:1
Sayı:1 1982)
3. EKİCİ, Savaş - Ramazan Güngör ve üç telli kopuzu.
(Kültür Bak. HAGEM yayınları. 188 ANKARA 1993)
4. Halk Ozanlarının Sesi ( Yıl:1 Sayı:1 Aralık 1992
Kültür Bak. HAGEM yayınları.)